20 Temmuz 2019

Trabzon'da yaşadığım bir anım :)

Herkese merhabalar!
Uzun zamandır olamamanın verdiği hüzünle yazıyorum bu anımı.
Anlatmaya ve anlatılmaya değer bu anımı sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
İyi insan nasıl olur diye düşünüyorum, bir de ben iyi insan mıyım acaba diye soruyorum kendime.
Bu tartışılır sorularla kendi içimde savaşırken size yaşadığım hikayemden bahsedeyim.

Tarih: 2 Temmuz 2019.
GSB’nin kampları için ortak buluşma alanımız olan Trabzon otobüs terminaline saat 7 civarı iniş yaptım. Benden yaklaşık bir saat erken gelen Dilara ile orada buluştuk. Kendisiyle o gün tanışmıştım. Kamp alanına geçmeden önce biraz Trabzon'un meydanı gezelim istedik. Terminalden başladık yürümeye merkeze doğru. Bir süre yürümenin verdiği yorgunlukla bir dükkanın önüne oturduk. 

Bir yandan su içiyoruz, bir yandan birbirimizi tanımaya da devam ediyoruz. Bir anda önümüzde bir beyaz saçlı amca dikildi. Karadeniz ağzıyla “Ne yapıyorsunuz?” Diye sordu. Bizde gezmek için geldiğimizi yorulduğumuz için de buraya oturduğumuzu söyledik. “Rahatsız ettiysek kalkabiliriz” dediğimizde “Hayır oturabilirsiniz” dedi başını sallayarak daha sonra sohbet koyulaşmaya başladı, nereden, ne için, geldiğimizden tutun, ülke eksikliklerimiz, dini eksiklerimizden bahsetmeye başladık. Öyle koyu bir sohbetti ki saatin 10'a geldiğini fark etmemiştik. Saçları gibi kalbi olan bu amcanın ismi Muzafferdi. Kalkalım artık deyince, bir daha gelin beni ziyaret edin dedi. Küçük bir ricamızı kırmayıp valizlerimizi dükkanına koyabileceğimizi söylediğinde gözlerimiz kalp kalp olmuştu ki -Bizi en çok yoran valizlerdi.- Yol tarifi de aldıktan sonra yola koyulacaktık ki bize “Harçlığınız var mı?” Diye sordu, ne diyeceğimizi şaşırdık. 3 saate yakın bir sohbetin verdiği samimilikle bize harçlığımıza kadar soran Muzaffer amcaya ne kadar teşekkür etsem az... Biz Dilara'yla meydanı gezdik, artık diğer arkadaşlarla buluşma saatimizde gelmişti. Artık geri dönüp valizlerimizi alıp kamp alanına gidecektik. Muzaffer amcanın dükkanına geri döndüğümüzde, çay demlemiş bizi bekliyordu. Çaylarımızı içerek tekrar derin bir sohbete girdik. “Kendinizin farkında olmayı, Allah yolunda olmayı unutmayın.” Diyordu Muzaffer amca, sanki aylardır içimdeki sorulara o gün cevap buluyordum. Ayrılık vakti geldiğinde bize yaptıkları yetmezmiş gibi araba şu an burada değil, gidip alayım sizi bırakayım dedi. Çok teşekkür ettik. Helallik diledik. Bizim için yaptıkları yetmiyormuş gibi daha fazlasını yapmak istiyordu. O gün iyi ki Muzaffer amca var dedim. İyi ki bu insanlar var. Allah bizi önce iyi insan olmayı, daha sonra da iyi insanlarla karşılaşmayı nasip etsin.

Devamını Oku »

10 Nisan 2019

Bu fotoğraf güzel mi, değil mi?


Bu fotoğrafıma baktığınızda içinizden 'ne güzel fotoğraf' diyorsunuz değil mi?
Aslında fotoğrafın güzel olmadığını size anlatayım.
Gittiğimiz bir ilkokulda çocuklarla bir süre vakit geçirip oyunlar oynayıp küçük bizi hatırlatacak onları yüreklendirecek bir kaç hediye verdikten sonra okula yakın, Van gölünün de kıyısı olan bir yerde çevre temizliği yapmaya başladık. O sırada zil çalmış , çocuklarda öğle arası için evlerine dağılmaya başlamışlardı. O kadar hırsla çöp topluyordum ki, bir anda hızlı yakınlaşan ayak ve nefes sesleri ardından 'Öğretmeniiiim.' diye bacaklarıma sarılan bir kız çocuğu. O an elimdeki eldivenleri hızlıca cebime sokup onu kucakladım. 'Lütfen bir daha gelin, sizi çok özleyeceğim.' dedi kulaklarıma. O gün o çocuğa orada söz vermemiş olsam da, bilsinler ki bir daha gitmek için gerekirse tüm servetimi harcayacağım.
Şimdi size tekrar soruyorum. Bu fotoğraf güzel mi? Harika mı?
Devamını Oku »

8 Nisan 2019

Huzur Evi - Pamuk Dedeler

Merhaba, 
Dün en yakın arkadaşımla huzur evini ziyarete gittik.
Orada bir çok pamuk dedeyle, amcayla tanıştık. Hepsinin üzüntüsüne, neşesine ortak olmaya çalıştık. Herkes farklı yerlerden gelmişti. Sahi ne garip değil mi? Hiç tanıyabileceğinizi bile düşünmezsiniz uzak şehirlerdeki insanlarla, ama kader öyle bir yazılıyor ki kimlerle tanışıyoruz...
İlk girdiğimde hemen tek tek selam verdim. Öyle tatlılardı ki ben yanlarına gidince başladılar anıları, tecrübeleri anlatmaya. Ee kolay mı kazanılıyor bu tecrübeler?
Bir görme engelli dede vardı, arkadaşları ona hoca diye hitap ediyordu. Çünkü kendileri dini sohbet yapmayı çok severmiş. Benim de ne okuduğumu sordu. Sonra başladı bana matematiksel sorular sormaya, çat pat cevap vermeye çalıştım. Bana okuduğum liseyi sorduğunda imam hatip lisesi deyince pek hoşuna gitmiş olmalı ki hem yüzünde gülücükler açı verdi hem de kafası olumlu bir şekilde salladı. :)
Tabi sohbetimiz devam ederken üç amcamız başladılar bana sorular sormaya. Hatta öyle bilmeceler soruyorlar ki benim yaşadığım dönemde o eşyalar yok :-D 
Buna rağmen çok güldüler, onların eğlencelerine ortak olmak o kadar güzeldi ki.
Bende size sorabilir miyim diye soruyorum, aklıma gelen basit bilmeceleri beceriksizce soruyorum cevap veriyorlar. Bir amcamız hiç bilemezken diğer amca hepsinin cevabını biliyordu. :) Hepsinin cevabını bilen amcamız, sana bir soru sorabilir miyim dedi. Elbette dedim. ''Başarının sırrı nedir?'' 
Sorunun cevabını düşünmeden ''çalışmak.'' dedim, oysa ki şu zamana kadar ciddi bir çalışma yapmamışken. ''Başka?'' dedi gözlerinde ikinci cevabı bekleyen bir ışıltıyla. ''Dua etmek.'' dedim gerçekten isteyerek dua ediyor muydum o bile belli değildi,
Tekrar sordu ''Başka?'' 
Bu sefer durdum. Düşünceli bir tavır sergilemiş olmalıyım ki, cevabını verebilir miyim? dedi.
Tabi ki, dedim ellerimi bağlayıp ona doğru yaklaştım,
-Ben senin yerine sınava girebilir miyim?
+Hayır
-Annen, baban senin yerine sınava girebilir mi?
+Hayır dedim kafamı sallayarak
- Kimse senin yerine bir şey yapamaz değil mi? dedi ve devam etti.
''Başarının sırrı 'kendin' dedi. Kimse senin yerine bir şey yapamaz, o yüzden kendin çalışacaksın, çalışacaksın, çalışacaksın. O zaman başarıya ulaşırsın dedi.
Daha önce verilen öğütlerden farklıydı bu öğüt.
Farkı neydi diye sorarsanız;
Kalple verilen bir öğüttü, bir insan ancak bu kadar güzel bir şekilde açıklayabilirdi.
Bu amca ilk başta bana ben sohbet etmeyi sevmem ama bu amca sever dini sohbetleri diyen amcaydı. Belki o an onları bırakmadığım için yada samimiyetime güvendiği için verdi bu öğüdü bana.
Daha sonra şair amcamız vardı bir tane, şarkı söylemeyi de çok severdi. Kendisi başladı 'halkalı şeker' şarkısını söylemeye bizde başladık hep beraber oyun oynamaya. 
Eğlencenin dibine vurmuşken, diğer amca geldi sizinle bir fotoğraf çekilelim dedi
Açtım kamerayı çektik.
'Bunu çıkartıp bana getirin' dedi.
Normalde hiç birine tekrar gitmek için söz vermedim. Ama bu amcalar için tekrar gideceğim. 
Çünkü bende bir emaneti olan amca var,
Çünkü ben de yarım kalan şeyler var...




Esma KALE
Devamını Oku »

23 Mart 2019

Emma Bombeck'in Ölmeden Önceki Yazısı

Merhaba,
Bir hafta önce bir yazıya rastladım, Emma Bombeck'in Ölmeden Önceki Yazısı.
Okuduğum bu yazıdan çok etkilendim ve sizinle de paylaşmak istiyorum.

"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah'a şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.."

Sevgili okur,
Biliyorum hayatında bir çok problem ve bir çok zorluklarla baş ediyorsun.
Yaşadığın problemlerin büyüklüğünü bilmiyorum.
Ama o problemlerden büyük bir Allah var.
''Rabbin seni terketmedi, sana darılmadı da.''
Bu yüzden toparlan.
Dualarda buluşmak dileğiyle...

Esma KALE

''Fotoğraflar bana aittir. Kullanıcı adım eskidir.''
Instagram; @esm4kale
Devamını Oku »

20 Mart 2019

Onunla Her Maceraya Varım Ben


Onunla her maceraya varım ben dediğiniz birisi var mı hayatınız da? Yaşınız yirmiyi geçtiyse ve hala böyle birini bulamadıysanız çok üzücü. İnşaAllah en kısa zamanda bulur ve sizde maceradan maceraya koşarsınız.. :)

Tanışma hikayemizden bahsetmek istemiyorum çünkü doğrusunu söylemek gerekirse öyle olağanüstü bir tanışma hikayemiz yok. Kendisiyle lise sıralarında tanıştık. Belki ilk günler yıldızımız barışık değildi ama onun farkında değildik. Zaman ilerledikçe birlikte vakit geçirmeye başladık. Zaman aktıkça birbirimize olan bağlılığımız da artıyordu. 

Gittiğimiz ilk yer Konya gezisiydi.  
Günübirlik gittiğimiz bu gezi yaşadığımız en trajikomik olay otobüsün ayak kokmasıydı.



İkimizin de ağır basan gezme tutkusu, zamanla birlikte vakit geçirme tutkusuna da dönüşmüştü gidilecek her yere birlikte gidiyorduk. 



Ağaç dikme etkinliği , okul ziyaretleri , Sarıkamış şehitlerini anma , Bisiklet turu ... böyle böyle sıralanıyordu. 




O ilk gittiğimiz konserin Fakir Band konseri olduğunu düşünebilir. Ama ilk gittiğimiz konser Kibrit Kutusu diye bir grubun konseriydi. :)

    

Liseden mezun olmuştuk.
   



Okul bitmişti ama bu aslında bizim için bir son değildi, olmadı da. Birbirimizin evinde kaldık. Bir Ramazan ayı günü... Eve ilk geç gidişimizdi galiba :)






Kınayı yakmışlar geline... Abla kınası :)

Üniversite için ayrıldığımız vakitte de birbirimizi ziyaretlerimiz devam etti ve beni mezun bile etti. Son zaman da yaşadıklarımızı yazmadım bile. Koserler, etkinlikler, Sivas gezimiz...


Yaşadığımız onca anıların içinde bir tane bile küstük, darıldık dediğimiz bir anı yok. Aslında bu yazıyı yazarken nazar değer mi acaba? Korkusu bile oldu. (MaşAllah demeyi unutmayın.)

Ama şunu iyi biliyorum ki; Ben öyle bir sevap işlemişim ki Allah karşıma Sümeyye gibi bir dost, kardeş çıkarmış.
Doğrusunu söylemek gerekirse zamanında yediğim büyük darbelerin, sabrın sonucuydu Sümeyye. 

Ey benim kardeşim, ruh ikizim, macera arkadaşım;
21 sene önce bugün doğmamış olmasaydın, dizdiğim şunca yaşanmışlıkların hiçbiri olmayacaktı. Bizi kaderle birleştiren Allah'a şükürler olsun ki iyi ki doğmuşsun ve iyi ki tanışmışız. Sana olan sevgim Allah'tandır. İnan ki hayatımda tanıdığım en yufka yürekli insansın; kimseye kıyamayan, hayır diyemeyen, affeden... 
Sen her şeyin en iyilerine ve en güzellerine layıksın. Şu hayatta senin değerini bilmeyen bir insan varsa yada bir gün çıkarsa karşına. Hiç düşünmeden sil at. Bilesin ki sen bu sıkıntıların hiçbirini hak etmiyorsun. Mutluluğu ve mutlu olmayı en çok sen hak ediyorsun..
Allah senden razı olsun. :) 

Tabi ki daha bitmedi, gerçekleştireceğimiz onca hayal varken bizi küçük mesafelerin yormasına izin vermemeliyiz. Daha yunus balıklarıyla yüzüp, safari turuna çıkıp, balonlarla uçmamız lazım. :) 

Seni çok sevdiğimi unutma. İyi ki doğdun.. İyi ki.. <3

Esma KALE
Devamını Oku »

18 Ocak 2019

''Başımı açmaya karar verdim...''

 

Herkese merhabalar,
Bu aralar sosyal medyada 'Başımı bu nedenle açtım, bu sebepler beni etkiledi...' gibi, birçok 
insanın bunu bu şekilde yayma amacı sizce ne olabilir?
Düşünce özgürlüğü olan bir ülkedeyiz. Ve Tabi ki de herkesin kararı kendine. Fakat bu türlü şeylerin yayılması... İnsanları etkilemek, onlara cesaret vermek olduğunu düşünüyorum. Bazı insanların #1YearChallenge adı altında bir sene önce böyleydim ben büyük değişimim bu şekilde oldu gibi paylaşımları.. Daha sonra AAA kanalının (adı bu değil.) internet üzerinden 'Neden başlarını açtıklarını anlatıyorlar?' adı ile paylaştığı videolarla dolu.
Zaten One year challenge adı altında attıkları tweetlerde de ''yaşasın özgürlük yaşasın kadın olmak, Baskılarımdan kurtuldum, kendimi buldum'' fotoğraflarını paylaşıyorlar.

Bana göre insan hürdür. 
Başını kapatması yada açmasına lafım yok. Bunu iyi bir şeymiş gibi anlatmaları ayrıca Allah'ın ayetlerini inkar eder şekilde konuşmalarına tepkiliyim. 

Bu yazıyı yazmamdaki amaç sizi bu konuda bilgilendirmek ve bu konuda bir tarafa sahip olmanızdır. Çünkü insanların her geçen gün bir konuyu kötülemeleri (bu islami yada değil) beni rahatsız ediyor.
Burada insanların fotoğraflarını paylaşmayacağım. Twitter kullanan arkadaşlarımız yazdığın Hastag'dan her şeye ulaşabilirler. 
İsteyenlere ben de gönderebilirim.
Bu konu hakkında her şeyi benimle paylaşabilirsiniz. 
Clickbait yaptığım için üzgünüm çünkü böyle bir haberden haberdar olmanız için yaptım.

Düşüncelerinizi benimle lütfen paylaşın.
Anonim olarak yorum yapın yada Instagram'dan ulaşın.
@esm4kale

Devamını Oku »