24 Mayıs 2020

Bayram Sevinci

Herkese Merhabalar! Korona virüs hayatımızı kısıtlamaya devam ederken, küçük dostlarımız bayramda şeker toplayamayacağı için çok üzgünlerdi. Düşündük taşındık, her bayram onlar bizim ayağımıza geliyorlar bu bayram biz onların ayağına gidelim dedik. Doğrusu 4 günlük sokağa çıkma yasağını tahmin etmemiştik. Hepsi bizim sağlığımız için verilen kararlar olduğu için saygı duyarak bizde bir gün önceden dışarı çıkalım dedik. Önce hediyelerimizi sonra kendimizi hazırladık. Kapı kapı gezdik. Hem şaşırdılar hem mutlu oldular, bazıları bize sarılmak istedi, bazıları da kapının arkasına saklandılar. Sosyal mesafeye dikkat ederek elimizden geldiğince hediyelerimizi küçüklerimize ulaştırdık. Aaa bu arada, biz çocuklara hediye verince veliler dayanamadı bizlere şeker ikram ettiler. Ben hiç bayramda şeker toplayamamıştım , çok utanırdım. Ama bu bayram en çok şekeri ben topladım haha ! :D Daha güzel videolar için kanalıma abone olmayı unutmayın. Bana destek vermek için videomu beğenip yorum bırakmanız yeterli :) İletişim için; www.instagram.com/esm4kale Herkese Hayırlı bayramlar ^^ Bir sonra ki bayram hep birlikte neşeyle görüşelim inşaAllah. Bu arada iyi bir çocuk olursanız, belki sizinde kapınızı bir çirkin palyaço çalabilir ;)


Devamını Oku »

11 Eylül 2019

Çanakkale'den Notlar 1

Herkese Merhabalar,
Yakın zamanda ziyaret ettiğim Çanakkale’den çok etkilendiğim birkaç yeri sizinle paylaşmak istiyorum. Olur da bir gün giderseniz, anlayarak bilerek gezmenizi isterim.

Öncelikle Askerlerimizin kafasına taktığı Enver Paşa adına tasarlanan ‘’Enveriye’’ askerlerimiz tarafından ‘’kabalak’’ ismi ile biliniyor, şapkalardır.

(Fotoğraf bana aittir.)

Fotoğrafta gördüğünüz Enveriye’ye benzeyen bir anıt. Harp sırasında 9 tane cephemiz bulunmaktadır.  Bunlar;
1.       Irak Cephesi
2.       Makedonya Cephesi
3.       Kafkas (Şark) Cephesi
4.       Filistin – Sina Cephesi
5.       Romanya Cephesi
6.       Suriye Cephesi
7.       Hicaz-Yemen (Arabistan) Cephesi
8.       Galiçya Cephesi
9.       Çanakkale Cephesi
8 Cephemiz kendini savunamazken sadece Çanakkale korunabilmiştir. Burada gördüğünüz her siyah bayrak bizlere kaybettiğimiz bir cephemizi sembol ediyor. Ortada ışık saçan ise Çanakkale cephemizdir. Yani tüm cepheleri aydınlattığı anlamına geliyor. Gördüğümde ilgimi çekti. Anlamını öğrendiğimde ise çok sevdim. Çok ince düşünülmüş bir anıt.

Çanakkale'den paylaşacağım çok şey var. Sıkmamak için hepsini kısa kısa paylaşacağım. Devamı için sayfamı günlük ziyaret etmeyi unutmayın. :)

EKALE

Devamını Oku »

20 Temmuz 2019

Trabzon'da yaşadığım bir anım :)

Herkese merhabalar!
Uzun zamandır olamamanın verdiği hüzünle yazıyorum bu anımı.
Anlatmaya ve anlatılmaya değer bu anımı sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
İyi insan nasıl olur diye düşünüyorum, bir de ben iyi insan mıyım acaba diye soruyorum kendime.
Bu tartışılır sorularla kendi içimde savaşırken size yaşadığım hikayemden bahsedeyim.

Tarih: 2 Temmuz 2019.
GSB’nin kampları için ortak buluşma alanımız olan Trabzon otobüs terminaline saat 7 civarı iniş yaptım. Benden yaklaşık bir saat erken gelen Dilara ile orada buluştuk. Kendisiyle o gün tanışmıştım. Kamp alanına geçmeden önce biraz Trabzon'un meydanı gezelim istedik. Terminalden başladık yürümeye merkeze doğru. Bir süre yürümenin verdiği yorgunlukla bir dükkanın önüne oturduk. 

Bir yandan su içiyoruz, bir yandan birbirimizi tanımaya da devam ediyoruz. Bir anda önümüzde bir beyaz saçlı amca dikildi. Karadeniz ağzıyla “Ne yapıyorsunuz?” Diye sordu. Bizde gezmek için geldiğimizi yorulduğumuz için de buraya oturduğumuzu söyledik. “Rahatsız ettiysek kalkabiliriz” dediğimizde “Hayır oturabilirsiniz” dedi başını sallayarak daha sonra sohbet koyulaşmaya başladı, nereden, ne için, geldiğimizden tutun, ülke eksikliklerimiz, dini eksiklerimizden bahsetmeye başladık. Öyle koyu bir sohbetti ki saatin 10'a geldiğini fark etmemiştik. Saçları gibi kalbi olan bu amcanın ismi Muzafferdi. Kalkalım artık deyince, bir daha gelin beni ziyaret edin dedi. Küçük bir ricamızı kırmayıp valizlerimizi dükkanına koyabileceğimizi söylediğinde gözlerimiz kalp kalp olmuştu ki -Bizi en çok yoran valizlerdi.- Yol tarifi de aldıktan sonra yola koyulacaktık ki bize “Harçlığınız var mı?” Diye sordu, ne diyeceğimizi şaşırdık. 3 saate yakın bir sohbetin verdiği samimilikle bize harçlığımıza kadar soran Muzaffer amcaya ne kadar teşekkür etsem az... Biz Dilara'yla meydanı gezdik, artık diğer arkadaşlarla buluşma saatimizde gelmişti. Artık geri dönüp valizlerimizi alıp kamp alanına gidecektik. Muzaffer amcanın dükkanına geri döndüğümüzde, çay demlemiş bizi bekliyordu. Çaylarımızı içerek tekrar derin bir sohbete girdik. “Kendinizin farkında olmayı, Allah yolunda olmayı unutmayın.” Diyordu Muzaffer amca, sanki aylardır içimdeki sorulara o gün cevap buluyordum. Ayrılık vakti geldiğinde bize yaptıkları yetmezmiş gibi araba şu an burada değil, gidip alayım sizi bırakayım dedi. Çok teşekkür ettik. Helallik diledik. Bizim için yaptıkları yetmiyormuş gibi daha fazlasını yapmak istiyordu. O gün iyi ki Muzaffer amca var dedim. İyi ki bu insanlar var. Allah bizi önce iyi insan olmayı, daha sonra da iyi insanlarla karşılaşmayı nasip etsin.

Devamını Oku »

10 Nisan 2019

Bu fotoğraf güzel mi, değil mi?


Bu fotoğrafıma baktığınızda içinizden 'ne güzel fotoğraf' diyorsunuz değil mi?
Aslında fotoğrafın güzel olmadığını size anlatayım.
Gittiğimiz bir ilkokulda çocuklarla bir süre vakit geçirip oyunlar oynayıp küçük bizi hatırlatacak onları yüreklendirecek bir kaç hediye verdikten sonra okula yakın, Van gölünün de kıyısı olan bir yerde çevre temizliği yapmaya başladık. O sırada zil çalmış , çocuklarda öğle arası için evlerine dağılmaya başlamışlardı. O kadar hırsla çöp topluyordum ki, bir anda hızlı yakınlaşan ayak ve nefes sesleri ardından 'Öğretmeniiiim.' diye bacaklarıma sarılan bir kız çocuğu. O an elimdeki eldivenleri hızlıca cebime sokup onu kucakladım. 'Lütfen bir daha gelin, sizi çok özleyeceğim.' dedi kulaklarıma. O gün o çocuğa orada söz vermemiş olsam da, bilsinler ki bir daha gitmek için gerekirse tüm servetimi harcayacağım.
Şimdi size tekrar soruyorum. Bu fotoğraf güzel mi? Harika mı?
Devamını Oku »

8 Nisan 2019

Huzur Evi - Pamuk Dedeler

Merhaba, 
Dün en yakın arkadaşımla huzur evini ziyarete gittik.
Orada bir çok pamuk dedeyle, amcayla tanıştık. Hepsinin üzüntüsüne, neşesine ortak olmaya çalıştık. Herkes farklı yerlerden gelmişti. Sahi ne garip değil mi? Hiç tanıyabileceğinizi bile düşünmezsiniz uzak şehirlerdeki insanlarla, ama kader öyle bir yazılıyor ki kimlerle tanışıyoruz...
İlk girdiğimde hemen tek tek selam verdim. Öyle tatlılardı ki ben yanlarına gidince başladılar anıları, tecrübeleri anlatmaya. Ee kolay mı kazanılıyor bu tecrübeler?
Bir görme engelli dede vardı, arkadaşları ona hoca diye hitap ediyordu. Çünkü kendileri dini sohbet yapmayı çok severmiş. Benim de ne okuduğumu sordu. Sonra başladı bana matematiksel sorular sormaya, çat pat cevap vermeye çalıştım. Bana okuduğum liseyi sorduğunda imam hatip lisesi deyince pek hoşuna gitmiş olmalı ki hem yüzünde gülücükler açı verdi hem de kafası olumlu bir şekilde salladı. :)
Tabi sohbetimiz devam ederken üç amcamız başladılar bana sorular sormaya. Hatta öyle bilmeceler soruyorlar ki benim yaşadığım dönemde o eşyalar yok :-D 
Buna rağmen çok güldüler, onların eğlencelerine ortak olmak o kadar güzeldi ki.
Bende size sorabilir miyim diye soruyorum, aklıma gelen basit bilmeceleri beceriksizce soruyorum cevap veriyorlar. Bir amcamız hiç bilemezken diğer amca hepsinin cevabını biliyordu. :) Hepsinin cevabını bilen amcamız, sana bir soru sorabilir miyim dedi. Elbette dedim. ''Başarının sırrı nedir?'' 
Sorunun cevabını düşünmeden ''çalışmak.'' dedim, oysa ki şu zamana kadar ciddi bir çalışma yapmamışken. ''Başka?'' dedi gözlerinde ikinci cevabı bekleyen bir ışıltıyla. ''Dua etmek.'' dedim gerçekten isteyerek dua ediyor muydum o bile belli değildi,
Tekrar sordu ''Başka?'' 
Bu sefer durdum. Düşünceli bir tavır sergilemiş olmalıyım ki, cevabını verebilir miyim? dedi.
Tabi ki, dedim ellerimi bağlayıp ona doğru yaklaştım,
-Ben senin yerine sınava girebilir miyim?
+Hayır
-Annen, baban senin yerine sınava girebilir mi?
+Hayır dedim kafamı sallayarak
- Kimse senin yerine bir şey yapamaz değil mi? dedi ve devam etti.
''Başarının sırrı 'kendin' dedi. Kimse senin yerine bir şey yapamaz, o yüzden kendin çalışacaksın, çalışacaksın, çalışacaksın. O zaman başarıya ulaşırsın dedi.
Daha önce verilen öğütlerden farklıydı bu öğüt.
Farkı neydi diye sorarsanız;
Kalple verilen bir öğüttü, bir insan ancak bu kadar güzel bir şekilde açıklayabilirdi.
Bu amca ilk başta bana ben sohbet etmeyi sevmem ama bu amca sever dini sohbetleri diyen amcaydı. Belki o an onları bırakmadığım için yada samimiyetime güvendiği için verdi bu öğüdü bana.
Daha sonra şair amcamız vardı bir tane, şarkı söylemeyi de çok severdi. Kendisi başladı 'halkalı şeker' şarkısını söylemeye bizde başladık hep beraber oyun oynamaya. 
Eğlencenin dibine vurmuşken, diğer amca geldi sizinle bir fotoğraf çekilelim dedi
Açtım kamerayı çektik.
'Bunu çıkartıp bana getirin' dedi.
Normalde hiç birine tekrar gitmek için söz vermedim. Ama bu amcalar için tekrar gideceğim. 
Çünkü bende bir emaneti olan amca var,
Çünkü ben de yarım kalan şeyler var...




Esma KALE
Devamını Oku »

23 Mart 2019

Emma Bombeck'in Ölmeden Önceki Yazısı

Merhaba,
Bir hafta önce bir yazıya rastladım, Emma Bombeck'in Ölmeden Önceki Yazısı.
Okuduğum bu yazıdan çok etkilendim ve sizinle de paylaşmak istiyorum.

"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah'a şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.."

Sevgili okur,
Biliyorum hayatında bir çok problem ve bir çok zorluklarla baş ediyorsun.
Yaşadığın problemlerin büyüklüğünü bilmiyorum.
Ama o problemlerden büyük bir Allah var.
''Rabbin seni terketmedi, sana darılmadı da.''
Bu yüzden toparlan.
Dualarda buluşmak dileğiyle...

Esma KALE

''Fotoğraflar bana aittir. Kullanıcı adım eskidir.''
Instagram; @esm4kale
Devamını Oku »