24 Eylül 2016

Yaz dostum!

Sevgili Dost,
Yazmak ne büyük nimettir öyle. İnsan en çok yazarken özgür oluyor. 
İnsan yazdığında insan oluyor bence.
Çünkü yalan yazamaz insan ancak yalan konuşabilir.
Bence yazmak moda falan olmalı. Aynı sigara, alkol gibi.
Derdi olan da yazmalı, mutlu olan da.
İnsanlar, yazarak anlaşmalı.
Bahsettiğim saniye süren mesajlar değil.
Çünkü saniyelik mesajlar aynı konuşmak gibi.
Düşünmeden söylenir.
İnsan konuşurken kalp kırabilir ama yazarken kıramaz.
Yazarken duygularınıda saklar satırların arasına.
O zaman anlaşılır işte yazan insanın samimiyeti.
O zaman anlaşılır bizde ki değeri.

Dostum,
Sana yazarken bir kuş misali,
Özgürlük saçıyor etrafım.
Kendimi olmadığım kadar mutlu hissediyorum. 
Çünkü hep sana yazıyorum.

Sevgili Dost, 
Yaz.



EKALE
Devamını Oku »

15 Eylül 2016

Nerede o eski bayramlar?

Sevgili Dost,
Kurban bayramını da arkamızda bıraktık. Sahi ne çabuk geçiyor günler...
Günler geçtikçe insanlar, kültürümüz, davranışlar hepsi değişiyor. 
Nedir bizi bu değişime sürükleyen şeyler?

Hani büyüklerimiz der ya;
'Nerede o eski bayramlar?'
Eski bayramlarda ki özellikleri hala yaşıyor muyuz?
yoksa,
Yeni özellikler mi giriyor hayatımıza?
Büyüklerimiz 'Eski bayramlar' derken neyi anlatmak istiyor?
Ben biraz beyin fırtınası yaptırayım.
Eskiden kurbanlar 6-7 hisse olur. Tüm akrabalar ilk gün toplanır.
Erkekler namazını kılar, kadınlar ise hazırlık yapardı.
Hep birlikte Teşrik tekbiri çekilir daha sonra o kurban el birliğiyle herkesin yardımıyla kesilirdi.
Peki siz bu bayram nasıl kestiniz?
Mezbahada mı ?
-Bu işin çok ustası olmayanlar için tabi ki mantıklı bir seçim.
Başka ne vardı?
Arefe günleri çocuklarımız şeker ve gılik toplarlardı.
Memecim Gıliği, Sivas'ta görülen, dinî nitelikli bayramların arife gününde çocukların uyguladığı bir bayramlaşma geleneğidir.
Memecim, yöreye özgü küçük, yağsız simittir. Arife günü fırıncılar ekmeği, simit şeklinde yaparlar ve buna “gılik” denir.
'gılik' şaşırdınız değil mi?
Arife sabahı, bayramlık elbiselerini giyen çocuklar ellerine birer sopa alırlar ve konu komşuyu, mahalleyi gezmeye başlarlar. Vardıkları kapının önünde şu sözleri söylerler:
Memecimin havası Madelerin tavası Gökten rahmet Yerden bereket Âmin âmin bir gilik.
Bu sözleri duyan ev sahibi, önceden hazır ettiği giliklerden çocukların sopalarına takar. Eğer gilik yoksa para, şeker, leblebi gibi yiyecekler verir.

Aslında bu bayram Sivas 30 sene sonra bu adeti gerçekleştirdi. Bununla ne kadar gurur duyduğumu anlatamam.
Ben bu tür etkinliklere katılamadım. Çokta imrenirim çocuklara.
Bunlar bazı insanlar için banaldir ama bu bizim kültürümüz.
Belki bunlar unutuldu.
Ama hala dedelerimizin dediği 'Eski bayramları' tanımlayamadık.
Onu da söyleyeyim. Bayram deyince insanın aklına birlik, beraberlik, küs kalmamak gelir.
Zaten hepimiz attığımız toplu mesajlarda bunu demez miyiz?

Dostum,
Eski bayramlarda insanlar tatile çıkmazdı.
Bayram yaklaştığında, insanlar valiz hazırlığı değil, temizlik yapardı.
Bilet alma peşinde değil, şeker alma peşindeydi.
Bizler çok değiştik.
Hiç birimiz eski insanlar kadar duygusal ve sadık değiliz.
İnsanlar önceden kestiği kurbanı dağıtmak için yer ararken şimdi saklamak için yer arıyor.
İnsan doymuyor. Ve gün geçtikçe daha çok acıkıyor.

Sevgili Dost,
Nerede o eski bayramlar?

EKALE

Devamını Oku »

9 Eylül 2016

Huzur nerede? Adres arıyoruz.

Sevgili Dost, 
Bu günlerde biraz farklıyım. Duygularım da düşüncelerim de beni yoruyor. Canım sıkılıyor. Bir boşlukta gibiyim. Eylül beni çok mu yoruyor?
Yeni bir dönem başlıyor hepimiz için. Bir yanım heyecanlı bir yanım kuşkulu.
Neden böyleyim kestiremiyorum.
Az önce küçük kitaplığımdan aldığım büyük kitabımın herhangi bir sayfasını açtım.
Ve okuyorum.
''Üzerimize üzerimize gelen insanlarla dolu bir dünyaya gözlerimizi açmışız gibi geliyor. 
Sahi, kim koydu bizi buraya? 
Tanıdıkça değeri eksilir mi insanların? Tanıdıkça insanların değerlerinin eksildiğini gördüm. İnsanları tanıdıkça buz gibi bir rüzgar esintisi bırakıyorlar içime. Üşüyorum onca kalabalık arasında. 
Sarılacak yorganlar lazım değil ki bize, sarınacak yürekler lazım...
Şehirler bir kurmaca, bir deplasman gibi. Çıkar dünyasının sermayesi oldu artık her şey. Davranışlardan sızan bu soğukluk, bu yapmacıklık uzak tutuyor beni insanlardan. İzlerken bile canım yanıyor. 
Huzur nerede, adres arıyoruz!''

Sahi ne güzel demiş; Hikmet Anıl, 
'İnsanları tanıdıkça buz gibi rüzgar esintisi bırakıyorlar içime.'
Dostum,
'Sarılacak yorganlar lazım değil ki bize. Sarınacak yürekler lazım.'


*Hikmet Anıl ÖZTEKİN - Eyvallah


EKALE
Devamını Oku »

3 Eylül 2016

Tarih kokan şehir #Sivas

Sevgili Dost,
Bir hafta kaldım Sivas'ta. Doğduğum hatta büyüdüğüm şehir Sivas'ta. İnsan ilk başta gitmek istiyor bu şehirden... Ama sonra hasret kalıyor her karışına. Ben çok istedim başka bir şehre taşınmayı. Oldu da. Yeni yerler görme merakımdan ötürüydü bu. Şuan da yaşadığım yerden memnun değilim demek yanlış olur ama memleket özlemi de bir başka...

Sivas'ın insanları misafirperverliğiyle ünlüdür. Komşuluk ilişkileri bir başkadır Sivas'ta. Akraba gibi oluyor adeta. 'Soğuğu sert, insanı mert' derler Sivaslılar için. Yanlış anlamayın istisnalar daima vardır ama istisnalar kaideyi bozmaz. 
Birbirinden güzel yemekleri vardır.
Başta Sivas köftesi gelir.

İstasyon caddesi ile meşhurdur Sivas. O kalabalık arasında nefes almak huzurdur. Her şey oradadır. Gezmek isteyen de oraya gelir. Dinlenmek isteyen de. Öyle sıcak ortamdır ki, 
o soğuk memlekette. 




Bu fotoğraflar İstasyon caddesinden...
Altta gördüğümüz fotoğraf da Aksu Parkından...


Bir de Kocaman Paşabahçemiz var. Paşabahçe piknik alanıdır çok büyük olmasına rağmen Sivas'ımıza yetmiyor ve hala büyütmek için çalışmalar yapılıyor. 
Küçük bir tavsiye, Hafta sonu gidecekseniz, sabah erken saatleri tercih etmelisiniz. 

 Fotoğraflar alıntıdır.

Sivas tarih kokan bir şehirdir. Yüz ölçümü bakımından büyük olsa da aslında küçük bir şehirdir ve rahat yaşayabileceğiniz bir şehirdir. Olur da Sivas'a yolunuz düşerse içiniz rahat olsun.

Sevgili Dost,
Gel.


EKALE

Devamını Oku »